TARİHİ ESERLER

 

KOCAHAN

              

Osmanlı Veziri Nasuh Paşa Osmanlı-İran Antlaşmasından döndükten sonra buraya uğrayarak 1599 da Hanı yaptırmıştır.Planı müstakil (dikdörtgen) şeklindedir.Sıkdörtgen planlı uzunluğunda bir yapıdır.Dış duvarlar moloz,iri taş, kireç harçlı, derzleri sıvasız kargirdir.Moloz taşların arası yatay ve dikey olarak düzgün bir şekilde konmuş tuğlalarla sıkıştırılmış ve kum ve küçük çakıllı harçla tutturulmuştur.Kapı dairevi geniş ve uzunca bir tonozdur.Tonozun içinde iki yanında sivri kemerli iki tonoz daha uzanırki, buraları depo olarak kullanılmaktadır.Tonozun iç tarafında, kesme kırmızı köfeki taşı, dairevi bir kemer vardır.Kemerin dışarıya bakan yüzünde takriben 0.20x0.23 lük ve 18 delikli bir nal tesbit edilmiştir.İçi dört duvarla çevrili geniş ve uzun bir avludur.Duvarda kısa fasılalarla, önü yukarıya kadar açık ocak yerleri vardır.

 

46 odadan ibaret olduğu 46 adet baca yerinden anlaşılan bu hanın çatısı yıkılmış olup halen duvarları mevcuttur.Kapladığı yer 3000 m2 dir.Bu duvarların iç tarafına, içe meyilli saç kaplı, basit bir ahşap sundurma avluyu fırdolayı çevirecek şekilde yapılmıştır.Yapının yan tarafında bulunduğu söylenen kitabesi 1944 zelzelesinde düşmüş ve parçalanmıştır.Pazartesi günleri sebze hali olarak kullanılan yapı korunmalıdır.

 

Hanın yapılışına dair kitabe daha sonraki yıllarda yapılarak yerine konmuştur.Bu kitabede şöyle yazmaktadır:

 

Nasuh Paşa vezir-i paki seyret

Bu hanı yapmaya çun kıldı niyet

 

         Tatar Ali Çavuşu itti tefviz

         Binasını ala vechil emanet

 

Uda gayret kuşağını meyane

İki yerden kuşanıp itti himmet

 

         Bin on dört Zilkadesinin

         Yirmi dördü yekşenbe-u saat

 

Binasına başladılar bu hanın

İdüp el bir ve yaptılar imaret

 

         Bin on beşi Rabi-i evvel ayının

         Tamamında bu da buldu nihayet

 

Kaynak: Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi


NASUHPAŞA CAMİİ

1911 yılında Nallıhan'a gelen bir Fransız mühendisin nezaretinde yıkılan eski caminin yerinde, aynı genişlikte ve bugünkü şekliyle yeniden yapılmıştır.

 

Cami dikdörtgen planlı,düzgün kesme taştan üstü ahşap çatılı ve alaturka kiremitli olarak inşa edilmiştir.Kuzeyde birbirine kemerlerle bağlanan sekiz adet kare sütunlu, iki yanı ve önü açık, üstü ahşap çatıyla örtülü son cemaat mahalli yer almaktadır.Son cemaat yerinden hareme geçişi sağlayan kapı, kilit taşı çıkıntılı ve dairevi kemerlidir.İbadet mekanını ortası göbekli ahşap tavan örtmektedir.Mahfeli dört köşeli iki taş sütun üstünde ahşaptandır.Cami toplam dokuz adet sivri kemerli pencere ile aydınlatılmaktadır.Mihrabın kenarları kademeli, sivriye yakın dairevi kemerli ve basit kornişlidir.Minber kesme taştan, minberin korkuluğu ise ahşaptan ve basittir.

 

Caminin batı duvarına bitişik minare kesme taştan, kaidesi kare planlı, gövdesi oniki köşelidir.Şerefe altı dorik başlığı taştan, külah ise saç kaplıdır.

 

Cami avlusunun batı tarafında, 20.asrın başı olarak tarihlenen, üstü alaturka kiremitli basit çatılı bir türbe vardır.İçinde iki büyük dört küçük kabir vardır.

 

Kaynak: Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi


ULUHAN CAMİİ

17.yüzyıl başında sadrazamlık yapmış olan Nasuh Paşa tarafından Ankara Göynük arasındaki 3.menzilde yaptırmış olduğu han ile birlikte yapıldığı anlaşılan Uluhan Köyü Camiinin orijinal yapısından günümüze sadece minaresi kalmıştır.Zelzele mıntıkasında bulunan eserin yapılışından sonra birkaç defa meydana gelmiş olan zelzelelerle tahribe uğrayarak yenilenmiş olduğu muhakkaktır.Ancak cami’in beden duvarları kısmen eski durumu muhafaza etmektedir.Boyuna dikdörtgen plandaki ahşap tavanlı caminin kuzey tarafındaki ahşap kadınlar mahfili muhtesdir.Camiinin kuzeybatı köşesinde camiden 2.80 m.açıkta bulunan orijinal minare harap vaziyettedir.Kare kaideli ve tuğla gövdeli minarenin kaide kısmında kesme taş kullanılmış olup taşlar arası tuğlalarla kasetlenmiştir.

Kaynak: Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi


TAPTUK EMRE TÜRBESİ

Yunus Emre'nin hocası Taptuk Emre'ye aittir.Nallıhan'ın Emremsultan  köyündedir

Emremsultan Köyü girişinin sağında hafif meyilli bir arazi üzerinde bulunan mezarlık içinde yer alır.Kare planlı ve kubbelidir.Duvarları içerden 6x6 m.boyutunda ve 1.6 m.kalınlığındadır.Sarıyar Barajının yapımı sırasında 1954-1958 yıllarında Etibank tarafından türbe onarılırken kubbeyi korumak amacıyla kubbenin üzerine, ahşap üzeri kiremit kaplı şemsiye külah şeklinde, dışa taşkın saçaklı bir çatı yapılmıştır.Türbeye doğu yönünden,oldukça sade ve basık kemerli alçak bir kapıdan girilir.Orijinal ahşap kapı kanatları türbeden çıkarılmış köydeki yeni camide saklanmaktadır.Basık kemerli kapı girişinin üstünde devşirme bir antik mermer üstüne oyulmuş dört satırlık kitabesi mevcuttur.Güney duvarında 1.5 m.yüksekliğinde ve 67 cm.genişliğindeki dikdörtgen pencere tek açıklıktır.Taşıyıcı duvarlar moloz taştan inşa edilmiş olup, kubbe ve pandantifler ise tuğla örgüdür.

 

Türbe 1991 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilmiş, aynı yıl yapılan restorasyon ile de bugünkü görümüne kavuşmuştur.Restorasyon sırasında türbenin önünde yer alan ekler kaldırılmış, kubbenin üzerindeki kiremitli çatı sökülerek kubbe onarılmış, cami avlusunda saklanan orijinal kapı kanatları da korunması için Ankara Etnoğrafya Müzesine gönderilmiştir.

 

Kaynak: Mesut ŞENER-Nallıhan Kitabı-Sh.260-261


BACIM SULTAN TÜRBESİ

Yunus Emre'nin hocası Taptuk Emre'nin kızı Bacım Sultan'a aittir. Nallıhan’a 14 km uzaklıkta olan Tekke köyündedir.Taşlık bir tepede etrafında ardıç ağaçları bulunan üstü çatı olan bu türbenin 200 metre aşağısında, suyu kova ile çekilen bir kuyu bulunmaktadır.Suyu tuzludur.Nedeni ise;

 

Bacım Sultan hamur yoğururken baban geliyor demişler.O da sevinçle fırlayıp, tarlalara doğru koşmuş.Elinin hamurlu olduğunu görünce babasına karşı saygısızlık olacağından ürpererek, birden toprağa diz çökmüş, Allah’a yalvarmış.Toprağa eğilip-çık ya mübarek- demiş, oradan hemen su çıkmış.Bacım Sultan’da ellerini yumuş..

 

Bacım Sultan Türbesi 1960 yılı sonlarında köylü tarafından yeniden yaptırılmıştır.Tekke Köyü‘ nde, Bacım Sultan Türbesi’ne getirilen hastalar türbede bırakılır.Bacım Sultan Kuyusu suyundan içirilir ve bu su ile banyo yaptırılır.Hastaların pek çoğunun iyileştiği halk arasında söylenmektedir.

 

Kaynak:Mesut ŞENER-Nallıhan Kitabı-Sh.263    


SOĞUKKUYU CAMİİ

1300 yılında yapılmıştır