|
► BASINDA NALLIHAN
AV MEVSİMİNDE NALLIHAN’A 42 ÜLKEDEN 66 AVCI GELDİ--ŞUBAT-2005--Zaman
Ankara’nın Nallıhan ilçesi, uluslararası alanda av turizminin cazibe merkezi haline geldi. Avlanmak için ilçeye 2004 yılında, 42 ülkeden 66 avcı geldi. Nallıhan Kaymakamı Kubilay Ant, ilçenin doğal bitki örtüsünün yanı sıra yaban hayatı açısından da oldukça zengin olduğunu belirtti. Bu zenginliğin daha da artırılması için ilçe sınırlarındaki koruma alanlarında yaban koyunu, geyik ve karaca neslinin üremesine önem verdiklerini söyledi. Geçen yıl Karaman’dan Nallıhan’a getirilen yaban koyunlarının, doğal hayata adaptasyonu çalışmalarını Milli Parklar yetkilileriyle sürdürdüklerini anlatan Ant, 52 yaban koyunundan hamile olanların önümüzdeki aylarda doğum yapmasıyla bu sayının artacağını söyledi. Nallıhan Kaymakamı Kubilay Ant, “Koyunlar, doğal ortamlarına uyum sağlamalarının ardından, bahar aylarında doğaya bırakacaklar.” diye konuştu. Ant, öte yandan envanter çalışmaları yapılarak sayıları belirlenen bazı yaban hayvanlarının, kanunlar çerçevesinde, belirli sürelerde avlanmalarına izin verildiğini anımsattı.
İlçede özellikle yaban domuzu sayısının oldukça fazla olduğunu ve bunların sezon içinde avlanabildiklerine işaret eden Ant, şöyle konuştu: “Yabancı avcılar, domuz avına büyük ilgi gösteriyor. Nallıhan’ı geçen yıl İngiltere, Avusturya, İspanya, Portekiz, Almanya, Fransa, İsviçre, Norveç ve Slovakya gibi ülkelerin de aralarında bulunduğu 42 ülkeden 66 yabancı avcı ziyaret etti. Bu avcılar, Nallıhan’a bağlı köylerde gerçekleştirdikleri avlarda 67 domuz vurdular. Bunun karşılığında da 16 bin dolar harcadılar. Bu gelirlerin bir kısmı köy tüzel kişiliklerine, bir kısmı da Çevre ve Orman Bakanlığı’na aktarılıyor. Av turizmi bölgeye ekonomik yönden önemli katkılar sağlıyor.’’
Yaban domuzlarının özellikle dişleri dolayısıyla avlandığını belirten Kubilay Ant, ilçeye avlanmaya gelen turistlerin uluslararası avcılık yarışmalarında kendilerini dereceye sokacak dişlere bu bölgede avlanan domuzlarda rastlandıkları için Türkiye’yi tercih ettiğini söyledi. Türkiye’nin çeşitli turizm alanlarında önemli mesafeler kat ettiğini belirten Ant, av turizmine de gereken önemin verilmesi gerektiğinin altını çizdi.
NALLIHAN VAKFI DERGİSİ--EKİM-2002--Mesut ŞENER NALLIHAN’I TANITMAK Sanırım pek çoğumuz yaşamışızdır; bir tanışma anında –“Memleket neresi hemşerim?” diye sorulduğunda –“Nallıhan” dediğimiz zaman karşımızdaki bilememenin şaşkınlığı içinde yüzümüze bakarken çok üzülmüşüzdür. Kimi de –“Evet biliyorum, Ankara’dan Kırıkkale’ye giderken Kayaş’ı geçince değil mi?” dediğinde yine aynı duyguları yaşamışızdır. İçimizden, orası Nallıhan değil, Lalahan kardeşim demişizdir. Peki, bunları nasıl aşabiliriz? Güzel ilçemizin ülke genelinde tanınmasını nasıl sağlayabiliriz? Bu elbette kolay değil, kolay olsaydı bugüne dek olurdu. Ama bir yerden başlamalıyız. Bunu yaparken yazılı ve görsel basından, ilçemize gelip giden konuklardan, hatta Ankara ve İstanbul’daki pazarcılardan yararlanabiliriz. Örneğin; her yıl yapılan, Taptuk Emre’yi Anma Günü ve Nallıhan Kuş Cenneti Foto Safari Etkinliğinde medya çalışanlarını ilçemize davet edebiliriz. Onların, nereleri gezip görmeleri gerektiğinin, hangi yöresel yemekleri yiyeceğinin ve hangi yöresel ürünleri alabileceklerinin bir planlamasını önceden yapabiliriz. Yoksa, başka il ve ilçelerin adıyla özdeşleşen ürünleri, yemekleri sunmaya kalkarsak, kendimizi aldatırız, amaca ulaşmakta zorlanırız. Bu konuda komşu ilçelerle çekişmeye hiç gerek yok. Beypazarı’nın kurusu, sodası, Mudurnu’nun tavuğu, Ayaş’ın dutu varsa, bizim hiç bir şeyimiz yok mu? Var elbette. Artık, bunları ortaya çıkarmak, markalaştırmak, Nallıhan’ın tanıtımını sağlamak amacıyla elbirliğiyle çalışmamız gerekiyor. İlçemizin karakteristik ürünlerinden olan ipek iğne oyası, tiftik ve pirinçten, günümüzde yararlanabileceğimiz sadece ipek iğne oyaları kaldı. Tanıtıma ipek iğne oyaları ile başlayabiliriz. Bunun için Nallıhan’da bir festival düzenlenebilir. Büyük kentlerde kermesler yapılabilir. İpek oyaları “Nallıhan İpek Oyası” olarak pazarlayıp, ülke genelinde ilçemizin tanıtımında kullanabiliriz. Oya paketinin ön yüzünde, Nallıhan İpek Oyası arka yüzünde oyanın adı, nasıl kullanılacağı, nasıl yıkanacağı gibi açıklamalar yer alabilir. Oyanın yanına yeni ürünler gerekiyor. Neler olabilir bunlar? Trabzon ekmeği, Mudurnu ekmeği, Alman ekmeği varda, niye Nallıhan ekmeği olmasın? Dini bayramlarda arife günü hemen hemen her ev, mahalle fırınlarında çörek yapar. Cevizlisi, susamlısı, soğanlısı, peynirlisi yapılan bu çörekler ısıtılıp yendiğinde ne kadar lezzetlidir. Zaten soğuk da yenmez. Bu ekmeğin adını, “Nallıhan Ekmeği” koyup büyük kentlerin süper marketlerinde satışa sunabiliriz. Kapama pilavını, ilçeye gelen konuklara “Nallıhan Pilavı” olarak sunup pilavdan da tanıtımda yararlanabiliriz. Pilavı; ilçemizdeki her lokantanın, hoşaf, turşu ve pekmezden oluşacak bir menüyle konuklara sunması önerilebilir. Bize ait olan bir yemekle yola çıkmazsak, çoğu yerde görmeye alışkın olduğumuz baklava ve yaprak sarmayla, geç kalan tanıtımımızı biraz daha ertelemiş oluruz. Koyun ve keçi etinin yağsız yerlerinden hazırlanan gorçan veya sırımı “Nallıhan Kebabı” olarak ikram edebiliriz. Buna ilçemizdeki lokantalarda hemen başlayabiliriz. Ankara ve İstanbul’da birer lokantayla bu konuda anlaşma da yapılabilir. Son yıllarda çeltiğin yerini alan domatesin Ankara, İstanbul pazarlarında Sarıcakaya ya da Ayaş domatesi olarak pazarlanmasının önünü kesip Nallıhan domatesi olarak satılmasını sağlayarak domatesten de tanıtımda yararlanabiliriz. Bu hiçte zor değil. Başta bütün üreticiler kasalarının üzerini Nallıhan diye yazsalar bu işin yarısını çözer. Bunun yapılmasında Kaymakamlık ve Ziraat Odası yardımcı olabilir. Yarısını da komisyonculara ve pazarcılara yaptırabiliriz. Nallıhan’dan giden her sebze, örneğin; taze fasulye ve lahana, Nallıhan fasulyesi, Nallıhan lahanası olarak pazarlandığında Nallıhan’ın tanıtımına onların da küçükte olsa bir katkıları olacaktır.
|
||||
|
NALLIHAN'IN SESİ GAZETESİ
--
HAZİRAN-2004
--
Hasan OLUM
BEYPAZARINDA NALLIHAN ESİNTİSİ Beypazarı’nda her yıl geleneksel olarak yapılan El Sanatları ve Göveç festivalinde Nallıhan Belediyesi tarafından açılan Stand büyük ilgi gördü. 5 Mayıs 2004 tarihinde başlayıp iki gün devam eden ve bir çok ilçe standının yer aldığı festival boyunca yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken Nallıhan Standında ipek iğne oyalarımız, ilçemizde bir vatandaşımız tarafından yapılan ahşap su fıçıları , bez dokuma tezgahı ve bu tezgahta dokunan bezler sergilenerek satışı yapıldı. Ayrıca festivalde ipek böceği kozasından ip elde eden bir bayanımızın gösterisi, Belediyemiz tarafından yaptırılan güzel görünümlü ahşap stand ve bu stand içinde yer alan Nallıhan Enerji ve Üretim A.Ş tarafından hazırlanan ipek iğne oyası sergisi basın görevlilerinin ve sergileri dolaşan vatandaşların ilgisini çekerken festival boyunca sergimizi ziyaret eden yerli ve yabancı turistlere tadımlık Nallıhan Baklavası ikramı yapıldı. Başka il ve ilçelerden Beypazarı’ndaki festivale gelen ve Nallıhan sergimizi ziyaret ederek hazırlanışı bakımından çok güzel olan Nallıhan sergisini Beypazarı’nda görmekten dolayı gurur duyduklarını, fakat benzer festivallerin Nallıhan’da da yapılmamasından dolayı da büyük üzüntü yaşadıklarını dile getiren bir çok Nallıhanlı hemşehrimiz, Nallıhan’da bir an önce bu yöndeki çalışmaların hemen başlatılması temennisinde bulundular.
ZAMAN GAZETESİ -- NİSAN-2003 ANKARA'NIN SİLUETİ FOTOĞRAFLARA TAŞINDI
Fotoğraf sanatçısı Hamit Yalçın, Ankara’nın silûetini yansıttığı
resimlerini stüdyosunda sergiliyor.
Ankaralı fotoğraf sanatçısı Hamit Yalçın, açtığı Anadolu Esintileri
Fotoğraf Sergisi’nde Ankara’nın birbirinden güzel siluetlerini ve
görüntülerini gözler önüne getiriyor. Anıtkabir’i, Maltepe Camii, Botanik
Parkı, Atakule'si, Nallıhan Kuş Cenneti ve Kocatepe Camii ile Ankara’nın
hiç de yabana atılamayacak bir şehir olduğunu ispatlıyor.
İstanbul’u kültürel ve görsel açıdan anlatan ciltler dolusu yayın, katalog
ve kitap olduğunu belirten Yalçın, Ankara’da böyle çalışmaların yok
denecek kadar az olduğunu hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Fotoğrafik açıdan bakıldığında çok güzel fotoğrafların çıkacağı bir şehir
Ankara. Ama Başkent fotoğraf açısından zayıf kaldı. Hedefim Ankara’nın
başlı başına kültürel ve görsel açıdan kataloğunu oluşturmak. Bu konudaki
çalışmalarımın üçte birini tamamladım zaten.”
Yalçın, ortaya güzel eserler çıkarabilmek için gerektiğinde vinç,
helikopter ve uçak üzerinde, gerektiğinde ise dağ yamaçlarında ile uçurum
kenarlarında çalıştığını dile getirdi. “Anadolu’nun güzelliklerine hayran
bir insan olarak amacım yurdumun güzelliklerini Türkiye ve dünyada
tanıtmaktır.” diye konuşan Yalçın, kişisel ve karma 14 sergiye imza
attığını ifade etti.
Cinnah Caddesi, 31a/6 Çankaya adresindeki ‘Anadolu Esintileri Fotoğraf
Sergisi’nin 15 Mart’a kadar açık olacağını kaydeden Yalçın, mayıs ayında,
hem Ankara hem de ‘Moskova’da Ankara Günleri’ programında sergilenecek
‘Ankara’da Sonbahar’ adlı bir sergi açacağını aktardı. VATAN GAZETESİ -- HAZİRAN-2003 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Nallıhan´da, Nallıhan Belediyesince yaptırılan Atatürk Yüzme Havuzu ve Spor Tesisleri´nin açılış törenine katıldı.
KERVAN -- STV -- KASIM-2001 Anadolu’nun gülen yüzünü ekranlara taşıyan Kervan, bu hafta Ankara’nın Nallıhan ilçesinden evlerinize konuk oluyor. Programda Nallıhanlı hanımların vazgeçemedikleri tutkusu ipek oyacılığını kendi ağızlarından dinleyeceksiniz. Balık ve yaban domuzu avını bir macera gibi yaşarken adrenalinin en üst seviyeye çıkmasının keyfini Nallıhan’da tattı Kervan ekibi. Yerin iki yüz metre altında ekmeğini adeta taştan çıkarmaya çalışan kömür işçilerinin hayat hikayelerini ve ilginç röportajları ekrana gelecek. İlçenin tarihi mekanları, halk pazarından farklı insan manzaraları Murat Yeni’nin sunumuyla Kervan programında ekranlara gelecek.
ZAMAN GAZETESİ -- AĞUSTOS-2000 Bir çok ilçe gibi ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı olan Nallıhan, iklim şartlarının uygunluğu nedeniyle bir sebze-meyve deposu. İç Anadolu, Marmara ve Karadeniz bölgelerinin kesiştiği noktada bulunan ilçe, ulaşım alanında yatırım yapıldığı taktirde, önemli bir sanayi ve ticaret merkezi olabilir.
Başkent'e 160 kilometre uzakta olan Nallıhan ilçesi, tarihi dokusu, kültürel yapısı ve jeopolitik konumuyla önemli bir yerleşim yeri. Malazgirt Savaşı'ndan kısa bir süre sonra Türklerin eline geçen ilçe, aynı zamanda İpek Yolu'nun üzerinde bulunması nedeniyle yüzyıllardır önemli bir ticaret merkezi.
Bir çok ilçe gibi ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı olan Nallıhan, iklim şartlarının uygunluğu nedeniyle bir sebze-meyve deposu. Bugüne dek pirinciyle meşhur olan Nallıhan, ülkeye çok miktarda ucuz pirincin girmesi nedeniyle bu özelliğini kaybetti. 1987 yılında 3 bin 200 dönüm alanda pirinç tarımı yapılırken, 2000 yılında bu alan 160 dönüme kadar düştü.
Nallıhan, Ankara'ya uzak olsa da bölgesinde merkezi bir konuma sahip. İç Anadolu ile Marmara ve Karadeniz bölgelerinin ayırımında olan ilçe, ulaşım konusunda yatırım yapıldığı taktirde, önemli bir sanayi ve ticaret potansiyeli taşımakta.
*İşsizlik sorunu*
İlçenin en büyük sorununun işsizlik olduğu savunuluyor. Yakında bulunan Çayırhan Termik Santrali belirli bir istihdam sağlıyor ama, tarım ve hayvancılıktan umduğunu bulamayan insanların kendilerini işsiz kabul etmesi, bu konunun en büyük sorunmuş gibi görünmesine neden oluyor.
Çayırhan Termik Santrali bölge halkının en büyük umutlarından biri. Yaklaşık 2 bin 500 kişinin çalıştığı santral, devasa görüntüsüyle dikkat çekiyor. Santralin özelleştirilmesinden sonra işçilerde işten atılma tereddüdü başlamış. Fakat bugüne dek işten atılma olayına rastlanmamış.
Ankara'dan ve anayollardan uzak olması nedeniyle termik santrali dışında bölgede herhangi bir sanayi kuruluşu bulunmuyor. Fakat hayvancılığın gelişmiş olması nedeniyle, vatandaş bölgede yem fabrikalarının kurulmasını istiyor.
*Hayvancılık potansiyeli*
Nallıhan'da günlük yaklaşık 30 tonluk süt üretimi bulunuyor. Bu süt, çeşitli yollarla pazarlanıyor. Fakat ilçede kurulacak büyük bir mandıra, bu potansiyelin daha verimli kullanılmasını sağlayacak.
Nallıhan Belediye Başkanı Safa Gür, hayvancılığı sektörel alanda geliştirmek amacıyla kurmayı düşündükleri peynir fabrikasıyla ilçeye önemli bir yatırım yapacaklarını kaydetti. 6 milyon dolarlık bir dış kredi almalarının sözkonusu olduğunu, bu parayla AB standartlarında bir peynir fabrikası yapmayı düşündüklerini kaydeden Gür, "Bu projemiz şu anda fizibilite aşamasında. Eğer gerçekleştirebilirsek, sadece dış pazara hitap edeceğiz. Böylelikle ilçedeki hayvancılığı geliştirmenin yanında işsizliği de azaltmış olacağız" dedi.
*"Sadece yol istiyoruz"*
Nallıhan Belediye Başkanı Safa Gür, devletten hiç bir hizmet beklemediklerini sadece ilçeden geçen E 100 Karayolu'nun çift şeritli olmasını istediklerini söyledi. 1994 yılından beri bu yönde çalışmalar oluduğunu fakat, ortaya somut bir proje konmadığını belirten Gür, "Bu yolda her yıl bir çok ölümlü kaza meydana geliyor. En kısa zamanda çift şeritli olması gerektiğine inanıyoruz. Merkezi yönetim yolumuzu yapsın, biz ilçemizi kendimiz kalkındırmasını biliriz. Başkaları gibi en ufak hizmetleri bile devletten bekleyecek değiliz." diye konuştu.
Yolun çift şeritli olması durumunda bölgedeki büyük yerleşim yerleriyle daha hızlı ve konforlu bir ulaşım sağlayabileceklerini kaydeden Gür, böylelikle ilçedeki tarım ve hayvancılığın da önemli gelişmeler yaşayacağına inandığını belirtti.
*Bir hastane komedisi*
Nallıhan devlet hastanesi, bölgede önemli bir boşluğu dolduruyor. Çok sayıda ilçe ve belde vatandaşları tedavi olmak için Nallıhan devlet hastanesine geliyor. 40 yataklı devlet hastanesinin yetersiz olması nedeniyle yapımına başlanan 100 yataklı yeni devlet hastanesinin inşaatı, boş yere tam 5 yıl durmuş. Hastanenin inşaatı sırasında yukarıdan yüksek gerilim hattının geçtiği farkedilmiş(!). Gerilim hattının yerinin değiştirilmesi için tam 5 yıl beklemiş Nallıhan halkı. En son 3 ay önce bedeli Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanarak, hat başka yönden geçirilmiş. Başkan Gür, olayın trajikomik yönüne dikkat çekerek, "Hangi mühendis, hangi mimar bu projeyi çizdiyse binanın üstünden gerilim hattı geçtiğini hesap etmemiş. Biz de bu nedenle 5 yıl beklemek zorunda kaldık. Şu anda hastane inşaatımız hızla ilerliyor. Tamamlandığında büyük bir boşluğu doldurmuş olacak" diye konuştu.
Yarım kalan diğer yatırımlar da bazı köylerin kanalizasyon şebekeleri. İl özel İdare bütçesiyle yapılan kanalizasyon şebekelerinin bazıları tamamlanmamış.
*İllaki 'yerel yönetim yasası'*
Başkan Safa Gür, her belediye başkanı gibi dönüp dolaşıp 'yerel yönetim yasası'na gelmeden edemiyor. Yasanın en kısa zamanda çıkması ve yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılmasını isteyen Gür, Türkiye'de adaletli bir hizmet dağılımın olması için bunun şart olduğunu kaydetti. Gür, "Hangi bölgenin milletvekilleri iktidardaysa, hangi bölgeden bakan çıkmışsa oralar hizmet görüyor. Artık bu sistem değişmelidir." dedi.
Belediyelere eleman alımının da Devlet Memurluğu Sınavı yoluyla yapılmasının yanlış olduğunu savunan Gür, "Bana zabıta lazım. Samsunlu adam gelip ilçemde zabıtalık yapmak zorunda kalıyor. Bir yıl sonra da memleketine gitmek istiyor. Benim kendi ilçe sakinim olmayınca ben elemanımdan gerçek hizmeti alamam. Belediye eleman alımının bu sınava dahil olmaması gerekir" diye konuştu.
*Belediye hizmetleri*
Başkan Safa Gür, ilçenin eski tarım ilçe müdürü. Aslen Adana'lı olun Gür, ilçede belediye başkanı seçilmesinin zor, fakat görevi yürütmesinin kolay olduğunu düşünüyor. "Benim amcam, dayım, halam yok burada. Herkese eşit davranabiliyorum. Hakkımda kimse de dedikodu yapmıyor" diyen Başkan Gür, ilçeye böylelikle daha rahat hizmet ettiğini kaydetti.
Bu güne kadar 35 bin metrekarelik alanı parke taşlarla döşediklerini kaydeden Gür, yaptıkları park ve bahçelerle de ilçeyi güzelleştirdiklerini söyledi. İlçede altyapı ve imar sorununun da olmadığına değinen Gür, kısıtlı imkanlarla yaptıkları çalışmalar karşısında vatandaşın takdirini kazandıklarını söyledi.
*Taptuk Emre'nin dergahı*
Ünlü Türk mutasavvıfı Yunus Emre'nin hocası olan Taptuk Emre'nin türbesinin bulunduğu Nallıhan'da her yıl Ağustos ayının son haftası Taptuk Emre Etkinlikleri düzenleniyor.
Yunus Emre ile Hocası Taptuk Emre arasında geçen şu hikaye ilginçtir: Yunus Emre Taptuk'un kapısında tam kırk yıl hizmet etmiştir. Bu hizmeti boyunca hocasına odun taşıyan Yunus'un hiç bir zaman eğri ve yaş odun getirmemesi dikkat çeker. Hocası Taptuk Emre, "Acaba ormanda hiç eğri odun yok mu?" sorusu üzerine Yunus, "Var olmaya var da, sizin dergahınızdan hiç bir zaman odunun bile eğrisi giremez" der.
MİLLİYET GAZETESİ -- NİSAN-2002 Ankara’nın şehir merkezine en uzak ilçelerinden Nallıhan 50 yıl sonra ikinci kütüphanesine kavuştu. İlçe Kültür ve Sanat Vakfı tarafından yaptırılan Selime Fahriye Yazgan Çetinkaya Kütüphanesi ve İnternet Merkezi dün hizmete açıldı. Törende, İlçe Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve Doğuş Holding İcra Komitesi Üyesi İlhan Çetinkaya bir konuşma yaparak, "Dedem Mehmet Muammer Alptekin’in tarihi evini restore ederek çağdaş bir eğitim merkezine dönüştürdük. Yetiştiğimiz kasabanının gelişimine destek olalım istedik" dedi. Kütüphanede 3 bini aşkın kitabın yanı sıra, 8 de bilgisayar terminali bulunuyor.
RADİKAL GAZETESİ -- ARALIK-1998 Çayırhan Termik Santralı'nın açılışını Nallıhan'a karayoluyla gelen Başbakan Mesut Yılmaz tek başına yaptı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve Yılmaz'ın yurdun çeşitli yörelerinde art arda düzenledikleri ortak gezi programları dün kesintiye uğradı. Çayırhan Termik Santralı'nın üçüncü ve dördüncü ünitelerinin açılış törenine hem Demirel hem de Yılmaz'ın katılması beklenirken, Ankara'da sabahın erken saatlerinde etkisini gösteren yoğun kar yağışı helikopterlerin havalanmasına izin vermedi. Bunun üzerine Demirel programını iptal etti. Yılmaz, açılış töreninde yaptığı konuşmada enerji yatırımlarının Türkiye'nin sanayileşmesi ve kalkınması açısından taşıdığı öneme dikkat çekerken, "Kimse 'bunlardan bana ne' diye düşünmesin. Çünkü açılan her santral yeni iş imkânı demektir" dedi. Türkiye'nin daha önce ANAP iktidarı döneminde enerji alanında büyük bir hamle içine girdiğini anlatan Yılmaz, bu hamlenin 1991 sonrasında hızını kaybettiğini, ülkenin her yıl en az 1100 megavat gücünde enerji yatırımına ihtiyaç varken, bunun 300 megavat düzeyinde kaldığını söyledi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer, yapımında 1500 kişinin çalıştığı santralın işletmesi için 400 kişinin istihdam edildiğini söyledi. Ersümer, Çayırhan'daki kömür rezervinin eşdeğer bir santralın ihtiyacını karşılayabileceğini belirtti. Santralın 3. ve 4. ünitesi 504 milyon dolara mal oldu. Çayırhan Santralı'nda yılda iki milyar kilovatsaat elektrik enerjisi üretilecek. |