|
► NALLIHAN YÖRESEL AĞIZ ÖRNEKLERİ
|
|
Yöremize has konuşma ağzı (şive) özellikleri, örnek sözcük ve sözcük öbekleri aşağıya çıkarılmıştır. Bazı harflerde dönüşümler görülmekte, bazı harfler düşmekte yada vurgulanma-maktadır. Basitçe kurallaştırılan örnekler aşağıdadır.
“k-g” dönüşümleri: “k” harfi ile başlayan kelimelerde “k” den sonra “a, ı, o, u” takip ediyorsa bu kelimeler genellikle “g” ile başlatılır. “e, i, ö, ü” ile devam ediyorsa kelime olduğu gibi söylenir. Örneğin: karga-garga, kılçık-gılçık, koyun-goyun, kuzu-guzu gibi. İlk hecesi veya sonraki heceleri “ç, p, s, ş, t” harfleri ile bitip müteakip hecesi “k” ile başlayan kelimelerde de genellikle “k-g” dönüşümü görülür. Bu tür kelimelerde “k” harfini takip eden sesli harf önemli değildir. Örneğin: geçkin-geçgin, kaçkın-gaçgın, bıçkın-bıçgın, laçka-laçga , şapka-şapga, tepki-tepgi, suskun-susgun, baskın-basgın, askıntı-asgıntı, şaşkın-şaşgın, keşkek-keşgek, şişkin-şişgin, kuşku-guşgu, konuşkan-gonuşgan, çalışkan-çalışgan, bitkin-bitgin, tutkun-(tutgun) dutgun gibi. İkilenen “k” harflerinde de ikinci “k” ler “g” ye dönüşür. Örneğin: dikkat-dikgat, şakkadak-şakgadak, Rikkat-Rikgat gibi. “k-g” dönüşümlerinde değiştirilen kelimeler içinde vurgulanmayan harfler varsa bu kelimeler uzatılarak söylenir. Örneğin: kalmış-galmış-gamış (“l” vurgulanmadığından “a” uzatılarak okunur), halbuki kamış-gamış dönüşümünde herhangi bir harf uzatması söz konusu değildir. Konuşurken sözcük içindeki veya sonundaki “r” ler, “ğ-ğı-ği”ler, “h” ler ve “l” ler pek vurgulanmaz. Örneğin; neler-nele, alır-alı, geliyorum-geliyom, geleceğim-gelecem-gelcem, bahsetme-basetme, merhaba-meraba, bahşiş-başiş, bakakalma-bakagama, geldin mi-gedin mi şeklinde söylenir. Vurgulanmayan harflerden önceki harfler uzatılarak söylenir. Örneğin: Ahmet-Amet de olduğu gibi (“h” harfi vurgulanmadığından “A” harfi uzatılır). “j” harfi ise genellikle “c” ye dönüşür. Örneğin: jurnal-curnal, jop-cop, oje-oce gibi. Konuşma dilinde “ö” harfi ile başlayan kelimelerde ikinci ve üçüncü harfler sırasıyla “ğr” ve “ğl” ise genellikle “ğ” vurgulanmaz. Örneğin: öğretmen-öretmen, öğrenci-örenci, ağrı-arı, öğle-öle, öğlenci-ölenci, oğlak-olak gibi. Bu durumlarda da vurgulanmayan “ğ” harfinden önceki harf uzatılarak (sanki aynı harften iki tane varmış gibi) söylenir. İlk hece “ğ” ile bitip ikinci hece “r” harfi ile başlarsa “ğ” harfi vurgulanmaz. Örneğin: uğraş-uraş, ağrıma-arıma gibi. Kimi kelimelerde de “y” harfleri vurgulanmaz. Örneğin: söyleşi-söleşi, söylev-sölev gibi.
A aba abla abanma bir şeye veya birine belli bir güçle yaslanma acans haber acar besili acık azıcık adı batasıca bir beddua deyimi afilli afili, cakalı aga abi aganın abisinin ağdırık dengesiz, bir yana eğilmiş, kaymış ağız yeni buzağılamış inekten sağılan koyu kıvamlı ve sarımtırak ilk süt ağmak 1. hayvan sırtına yüklenen yükün bir tarafa yatması2. tepenin arkasına dolanmak ağnanma, annanma hayvanların yatarak ve sırtlarını yere sürterek kaşınma işlemi ahretlik arkadaş, kardeş kadar yakın olan kişi, özellikle kadınlar kullanır. akbak bembeyaz akdarma aktarma, altını üstüne getirme alacagarga saksağan, alacakarga alaksız ahlaksız alat ahlat alerci allerji aletdirik 1. el feneri, 2. elektrik alma elma amel ishal ameliyet ameliyat Amet Ahmet anadut buğday sapı yüklemeğe mahsus ikisi altta biri üstte üç kollu alet anca ancak andaval ahmak annaç karşı taraf annaçda gözle bakılan istikamette, karşı tarafta annama anlama annamak anlamak, bakmak, gözlemek annamamak anlamamak, aldırış etmemek annaşma anlaşma annayış anlayış annı şannı anlı şanlı apandis apandisit apbap ahbap apdeslik el yüz yıkama yeri Apdılla Abdullah apıldamak çocuğun emekleyerek yürümeğe başlaması apıştı kaldı şaştı kaldı ara name ara nağme araz ahraz ardılma üzerine çullanma arı govanı arı kovanı arı ağrı, sancı armıt armut artiz artist asger gaça asker kaçağı asger oca asker ocağı asger asker asvat asfalt asvata çıkma yola çıkma (çocuklara ikaz veya birini beklemek için yol kenarına varma) Aşa Ayşe aşa malle aşağı mahalle aşa yuka aşağı yukarı aşa aşağı aşam akşam aşamcı akşamcı aşap ahşap aşık atmak birine özenip onun gibi yapmak, yarışmak aşlamak üzerine su ilave etmek, aşı yapmak (ağaç için) at sine at sineği ataş basmak bunalmak, sıkıntı basmak ataşlanma ateşi çıkma, ateşlenme ateş böce ateş böceği atmış altmış atmışaltı kağıt oyunu avıl ağıl, koyun-keçi barınağı avırşak yün eğirmekte kullanılan elde çevrilen tahtadan alet avırşaklanma kız çocuklarında göğüslerin belli olmaya başlaması avıtmak oyalamak, aldatmak avla çalılarla yapılmış sınır ayak yolu tuvalet aycık azıcık aydın ayçiçeği aydışma münakaşa etme aze kibrit azı (ağzı) havalı kendini beğenmiş azı (ağzı) pek sır vermeyen, ketum azınsamak az görmek B bacalık baca kenarında ufak tefek şeylerin konulmasına müsait yer baçe, baça bahçe badak hayvanların iğdiş edileni badılcan patlıcan barmak parmak barsak bağırsak baya oldukça, çok baynımak gelişmek, büyümek bazlama Evde pişirilen ekmek beddedek aniden, saygısızca, dangalakça bekar aylıkla çalışsan yatılı işçi belenmek bulaşmak belleme toprağı bel ile işleme bendetmek sahiplenmek benildeme aniden uyanmak, sayıklama benildemek uykuda iken korkmak(sıçramak) beriberi geme üstüme üstüme gelme berkitmek burkulmak beygir at, kısrak bıçkı testere ağızlı, cepte taşınabilen budama bıçağı bıdak budak bıdımıcık küçücük bıgımık azıcık, birazcık bıldır geçen yıl, bir yıl önce bıtırak dikenli bir otun dikeni bıza buzağı bızıklamak şuursuzca sağa sola atlamak, koşmak (argoda parmak atmak) bızlamak doğurmak, yavrulamak (inek için) bi de ne görem bir de ne görelim bi o gada bir o kadar bi ta bir daha bi bir bilader birader, erkek kardeş bile daşı bileği taşı bilmen ki bilmem ki bire bire birer birer bişe omaz bir şey olmaz biycik biricik, bir tane biz iğne ile dikilmesi zor dikişlerde iğne delikleri açmak için kullanılan sivri uçlu ince çivi takılı ahşap saplı alet boça bohça boğuz etmek eziyet etmek bonduruk boyunduruk bostan 1. bahçe, 2. kavun-karpuz’un ortak adı boş böğür göğüs boşluğunun alt kısmı boylu 1. boyu uzun, 2. hamile boz 1. kül rengi, gri; 2. sürülmemiş, ekilmemiş toprak bozukluk bozuk para, küçük meblağlı madeni para böber biber bödelek böbrek böğür vücudun yan tarafı börtme, börttürme biber, patlıcan gibi sebzeleri mangalda közleme böyün bugün bulama pekmez ağdası bulduda bunuyor bulduğunu beğenmeme bungun sıkıntılı buva baba buyday buğday buynuz boynuz buzağı yalamış gibi saçını ıslatıp yatırarak tarayan kişi. bük çeltik tarlalarının toplu bulunduğu tarla bürlemek örtmek büzgülü iple bağlanmış büzük 1. büzülmüş, 2. anüs, 3. (halk dilinde) yiğitlik, cesaret C canavar kurt car car bağırmak birine kavga edermiş gibi bağırmak carcur tabanca şarjörü, 2. fermuar cavır gavur, kafir cember eşarp cenderme jandarma ceyran elektrik cıbıl-cıscıbıl hiçbir şeyi yok. cıdavı aksi kişi cılk bozuk, içinde ölü civciv bulunan yumurta cımbıldak sütü bozuk, ahlakı bozuk cımbıldaklık etmek kaypaklık etmek cımbıldatmak çalkalamak cıngık huysuz cırmalamak tırmalamak cızlavat lastik ayakkabı cicik yeni bitmiş ekin cilet jilet cimcik evde yapılan fiyonk makarna cimdik çimdik civci civciv ciyer ciğer ciyersiz ödlek, korkak cizme çizme colluk hindi cortlak tavuk kuluçkadaki tavuk coruk hindi cozurdama sıcak yüzeylere veya yanmakta olan kömür, odun vs üzerine su döküldüğünde çıkan sese verilen ad, cozutmak tadını kaçırmak cumur cumhur cumurbaşkanı cumhurbaşkanı cumuriyet cumhuriyet curu sulu, katı olmayan curutmak sulandırmak Ç ça dışı çağ dışı ça çağ çabıt bez parçası çakıldak ishal olmuş koyunların yünlerinde biriken kir tortusu çala çağla çalmak sürmek ( koku, yağ ) çamır çamur çamırlı çamurlu çatal iyne çengelli iğne çatma 1. birisine sataşma, 2. semer iskeleti çatmak giden birisine ya da sonradan başlanan bir işte öndekine yetişmek çavış çavuş çebiş 1 yaşında keçi yavrusu çekel pulluk demiri temizlemeye yarayan ve üvendirenin nodulsuz ucunda bulunan kazıyacı demir düzenek çekelez sincap çekik çekirge çekişmek azarlayarak nasihat vermek çelgi kalemtraş çepel sap saman karışık hububat çepelli içinde çöp parçaları olan, karışık çerçi köy köy gezen seyyar bakkal çerçi seyyar satıcı çevre işlenmiş beyaz mendil çevreleme etrafını oyalama çezgi dokuma ipi çığı öküz arabalarının kasalarını yükselten yan çıtaları çığırmak bağırmak, seslenmek, türkü söylemek çıkı mendile benzer bez parçası. çılıngı yanan odunlardan etrafa fırlayan közlü odun veya kabuk parçacıkları çıra gibi kırmızı yüzlü sağlıklı kişi, çok kızgın çırpı gibi çok zayıf çırpı iyice kurumuş, kabukları bile ayrılmış ince ağaç dalları çıvdırmak fırlatmak çıvılamak (mısır vb) koçandan tanelerini ayırmak çillenmek küf tutmaya başlamak çitlemik çitlembik ağacı ve meyvesi çocum çocuğum çomak kısa değnek çon kalça çonsuz belinde pantolon durmayan çotuk gibi kısa şişman kişi. çotuk meşe kökü çölmek toprak tencere çön çömel çönmek yarı oturmak, çömelmek çöpür kara keçi kılı çövdürmek 1-işemek, 2- bir taraftaki yükün ağır basarak dengeyi bozması çul genellikle kıldan yapılan kaba dokuma çulfalık çul dokunan tezgah çullanmak eskimek, üzerine atılmak, tebelleş olmak çullu eski püskü çükündür pancar D dağan asma sergilerinde ana taşıyıcı direk daklaşmak husumet bağlamak, sataşmak dalamak ısırgan otunun kaşındırması, köpek ısırması gibi anlamlarda kullanılır. dam ahır, düz çatı dammak tadına bakmak dangalak geri zekalı daraba tahta perde darak tarak dargamak etrafını açmak, dağıtmak daş taş daşgın(su) taşkın (su) davıl tokma davul tokmağı davıl davul davılcı davulcu davılcılık davulculuk davşan tavşan dayima daima debildemek kımıldamak dek dur uslu dur dek gele galmak raslantı sonucu karşılaşmak. dellenme delilenme deme söyleme dene tane deneli taneli dengi olmak eşit şartlarda olmak dengim diyilsin dengim değilsin (şartlarımız, güçlerimiz eşit değil) denk 1. eşit, 2. hayvana yüklenmeye hazır yükler denkleştirmek 1. eşitlemek, 2. (para için) tedarik etmek, istenen miktarı bulup buluşturmak depik tekme depme atma (at, eşek, katır için) tekme atma, çifte atma deri günü Pazar günü desdi testi desdire testere deste biçilmiş ekinlerin bir araya toplanarak kağnıya yüklenebilecek büyüklükte hazırlanmış hali deyus karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman kimse dıdı dığdığı, ilmek atmak dığdılamak tığla yama yapmak dıkım lokma dıkınmak abur cubur yemek dırmık tırmık dırnak tırnak dibek keşkek hazırlamak için kullanılan içi oyuk taş dikelme ayakta durma, (mecaz) sert konuşma, karşı gelme, birine kafa tutma, dinelme dikme 1. sökük tamiri, 2. dikime hazır fidan dildombak şeftali dillemek dedikodu etmek, kötülemek dillenme 1. çocuğun konuşmaya başlaması, 2. dile düşme, hakkında dedikodu yapılma dilme 1. dilimlere ayırma, 2. dörtköşe kesilmiş ağaç direk dimi değil mi dinelmek ayağa kalkmak, ayakta durmak dingabak gitmek kafa üstüne düşmek. dingil 1. tekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil, 2. (mecaz) aptal, salak, 3. taşıtlarda diransiyel dingildek dengesiz, oynak dingildemek sallanmak direcen duvarın yıkılmaması için vurulan direk direm dirhem direme ahşap evlerde dikine çakılan ağaç direkler dişli 1. (mecaz) sözünü geçiren, istediğini yaptırabilen, 2. (mısır için) taneleri irileşmiş, dolgunlaşmış diyil değil diynek değnek diyren dirgen, sap atmakta kullanılan demir veya ağaçtan çatal uçlu saplı alet diyze teyze dizeme ahşap evlerde duvarı kapatan ağaç çatmalar dokdur doktor dolak kaşkol dolukma dokunsan ağlayacak duruma gelme domatiz domates dombay camız, manda. don kesti güzün ekilen buğdayın çürümesi. don ya (don yağı)hayvanların eritilip dondurulan içyağlarına verilen ad doru doğru döşek yatak duragamak yorulmak dutgal tutkal dükgan dükkan dümbek dümbelek dürmek katlamak dürü düğün hediyesi düşe yazmak düşmeye ramak kalmak. düve 1-2 yaşında inek düyün düğün E ebe nine ebem guşa gök kuşağı ekleşmek musallat olmak elenti eğlenti, eğlence eletmek iletmek, götürüp vermek eliguk el-hukuk, bilirkişi eliyet ehliyet ellemi ellerimi emecen, imilcen kertenkele emendirmek yormak emenmek bir yere gelmek, varmak emme ama, amma (birine kızıldığı zaman fiilden sonra kullanılır) eneter, ineter anahtar enseri 10-12 cm ye kadar uzunluğunda kalın çivi enteri entari, yakasız gömlek erezi reze, kapı mandalı erezil rezil erinme üşenme erme 1. uzunluğu yeterli olma, 2. zamanında ulaşma esi ucu yanmakta olan ya da közlü odun parçası esik eksik esirik küstah ne yaptığını bilmez eski toprak ilaç, doktor görmemiş sağlıklı yaşlılar için söylenir eski tüfek görmüş geçirmiş, bilge eskileri yıkama çamaşır yıkama. espiri espri eşek baklası iri fasülye, bakla eşgare açıktan, alenen eşi ekşi eşir ekşir eşme dere kenarındaki kaynak su eşmek bir yeri kazmak et gafalı aptal evecen aceleci everme evlendirme evle hayvanın boynunu boyunduruğa sabitleyen yan çubuk evlek dönümün dörtte biri büyüklüğünde bölünmüş tarla eylence eğlence eyleşmek ikamet etmek, kalmak, oyalanmak ezen ezan F fakır fakir fasille fasulye fayişe fahişe fayiz faiz feldir feldir dönmek etrafında fır dönmek. felfecir çok aydınlık Femi Fehmi fermar fermuar fesat kıskanç fıçı gibi sağlıklı,yapılı kişi. fıkara fukara fırıldak 1. ekin saplarından veya kamıştan yapılıp bir sopa ucuna tutturularak rüzgara karşı tutulduğunda dönen pervaneye benzer çocuk oyuncağı, 2. dalavere fışkın ağaçta o yıl içinde oluşan sürgün, taze fıydırmak atmak, fırlatmak fıymak sıvışıp kaçmak filke musluk firenk kilit fisdan fistan, basmadan kadın elbisesi fişan kar fırtınası fişdekleme kışkırtma fişne vişne fokurdama kaynatılan sıvıların kabarcıklar çıkararak taşma derecesine gelmesi folluk tavukların yumurtaladığı yer fostak fiyakalı fosurdama insan teninin sıcak yüzeylere temasında derinin su toplayıp kabarması furna pınar ağzındaki oluk fuz kuzey fuzlacı gebe davar fuzlamak davarın doğum yapması G gabak çıkdı karpuzun ham çıkması gabcık küçük kabuk, mermi kovanı gabcık gibi ince zayıf. gabet kabahat gabetliyim kabahatliyim gabık kabuk gacım kardeşim, birbirini kardeş gibi görenler arasında küçüklere de söylenir gacırdama sürtünen yağsız yüzeylerin çıkardığı kulak tırmalayıcı ve düzensiz ses gaç yo kaç defa gaça gurtulu kaçar kurtulur gada kadar gade çay bardağı gafa kadı nüfus cüzdanı gafası teng olmak gürültüye tahammül edememek, kafası şişmek gak meyve kurusu galbine dammak içine doğmak, hissetmek galbine dammak kalbine doğmak, hissetmek galdır gavşak yıpranmış, her yeri dökülen, galender kalender: gösterişsiz, sade yaşamaktan yana olan, alçak gönüllü kimse gali artık galik kopçalı naylon sandalet galtak kötü kadın gamadı kalmadı gamaşmak ekşi bir şey yendiğinde diş uyuşması, yüzü buruşmak, güneşten gözleri iyi görmemek gambır kambur, beli bükülmüş gancık dönek kadın, dişi köpek ganı burnunda karnı burnunda, doğurmaya yakın hamile kadınlar için söylenen bir deyim ganı geniş karnı geniş: vurdumduymaz, aldırmaz ganı genişlemek üzüntünün azalması ganı yanmak şüphelenip üzülmek ganı yukarı yatma sırt üstü yatmak. ganırtma laf anlatılması güç kişi ganırtmak bükmek veya yerleştirmek için eğmek gapaklanmak yüz üstü yere düşmek gapbe kahpe garaaç kara ağaç garabakal karatavuk garagabık kestane garagovuk baharda toplanan ve yenebilen bir ot türü garaguş kartal garaltı karanlık gölge garamık bir buğday hastalığı garamık bir buğday hastalığı garası gakasıcık bir beddua (ölüp gidesicik) gardaş kardeş gardaşlık arkadaş, genelde asker arkadaşlığı garetdi kahretti garez kötülük garı azlı karısı ağızlı: karısının ağzıyla konuşan gari artık, bundan böyle anlamında gart yaşlı gastambolu Kastamonu gaşa kaşağı gatık katık gatır katır gavat karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman kimse gave kahve, kahvehane gavırma kavurma (et) gavıt üvez, ahlat meyvelerinin kurutulup öğütülmesinden elde edilen kahveye benzer toz, kavurulmuş nohuttan elde edileninin rengi sarımsıdır. gavi dayanıklı, güçlü gavilleşme sözleşme, söz birliği etme, anlaşma gavlak toprak veya deri kavlaması gavlamak bir şeyin kabuğunun soyulması gavşamak gevşemiş, kullanılmaz hale gelmiş gavut gibi tatsız tuzsuz. gayıl olmak kail olmak: kabul etmek, rıza göstermek gayın kayın birader gayınna kaynana, kayın valide gayır gayır çok fazla, fazla kaynamış gayış kemer, uzun ve şerit halinde kesilmiş kösele gayış gibi çok kirli, üzeri kir tabakasıyla kaplı gaykılmak sırtını duvara verip yaslanmak gayme kağıt para gaynata, gayınta kaynata, kayınbaba gaysı kayısı gazıycak hamur teknesini kazıyan yassı, ucu keskin demir geberesicik bir beddua gebeş karnı şiş gedi mi geldi mi gediydi geldiydi, geldi idi gege ucu çengelli sırık gelberi fırın temizleme aleti, nal çakılacak ayak tırnağını düzeltmeye yarar keskili alet geleyazdı neredeyse geliyordu geme sıçanı büyük tarla faresi gergi ip, kayış, tel vb.ni gerginleştirme işinde kullanılan araç gesingeri gerisingeriye, geldiği gibi gitme gever arktan tarlaya su alınan oyuk gevremek 1. Kolay kırılır hale gelmek, 2. ekinlerin olgunlaşması gevşeme 1. yumuşama, 2. sertliğini kaybetme, 3. iş yapma gücünde azalma, 4. cıvataların sökülme yönünde oynaması, diş kaçırması gı kadınlar arasında hitap gıbış gıbış yavaş yavaş geliyor. gıcık olmak karşısındakinin davranışlarından, sözlerinden rahatsız olmak, sinirlenmek gıcık 1. boğazda duyulup aksırtan, öksürten yakıcı kaşıntı, 2. bir koyun cinsi, 3. sözleriyle, davranışlarıyla karşısındakini kızdıran, sinirlendiren, sıkan kimse gıcır 1. yeni 2. (işler-keyifler gıcır) her şey yolunda gıdaklatma (argo) yalvartma gıdıgıdına yetmek zar zor yetmek gıdım gıdım. ağır ağır,azar azar gıkırdak kavrulmuş karın yağı gılçan keçi kılından yapılan yer yaygısı gıli gıli koyun, keçi boku gımıl gımıl etmek yavaş yavaş,ağır ağır hareket etmek. gımıldamak kıpırdamak gındap biraz kalınca ip gıra kırağı gıramper küçük krem kutusu gıran girmek hepsi ölmek gırgombak gitmek aniden düşmek, çuval gibi yığılıp kalmak gırıntı ufalanmış ekmek, kışlık odun için baharda budanıp kuruduktan sonra sonbaharda taşınan çam odunu gırışmak kafa kafaya tokuşmak, tos vurmak gırıvesin kırıversin gırklık yün kırkmakta kullanılan kanatları ayrılabilir makas gırma melez gırnata zurna gısır kısır, döl vermeyen gıstırmaç iki bisküvi arasına konularak yenen lokum gışalamak tavuklar için kovalamak gıvgıdı çalmak çok üşümek, dişleri birbirine vurmak gıvıl gıvıl çok fazla miktarda ve yerinde durmayan gıyamet gibi pek çok, çok fazla. gıybet çekiştirme, yerme, kötüleme gıygıdı oyuncak keman gıyır gıyır çok küçük parçalara ayrılmış, kurtlanmak, kurt kaynamak gıymatlı kıymetli gızanlamak çiftleşmek isteyen dişi köpek gızıyo kızıyor gicirgen ısırgan otu gidem bari yapacak başka bir şey yok gidelim artık. gidişmek kaşınmak gitcek gidecek gitdile gittiler gocana amca eşi, yenge gocava amca gocuk deri ceket, kaban gocunma alınma, çekinme, kaçınma gonç çorabın topuk kısmı gonu gomşu konu komşu gopca 1. çuvalın tutacak yeri, 2. agraf gorcu köy bekçisi, korucu govan arı kovanı govcu laf getirip götüren, dedikodu yapan govuk ağaç oyuğu goygoycu 1. (mecaz) dilenci, 2. boşu boşuna, bilgisiz olarak, gereksiz yere çok konuşan kimse göcen tavşan yavrusu göde şişman. gök olgunlaşmamış meyve gökdon kadınların sokakta giydiği oldukça bol don gökgörmedik görgüsüz, birşeyden anlamayan, malını herkesten esirgeyen gökgözlü saflık eden, enayi gökyeşil kertenkele gölle dövülmüş buğdayla yapılan sulu bir yemek gönü dönmek midesi bulanmak. gönül goma imi gönül koyma olur mu gönülleme gönlünü alma, kırgınlığını giderme gönüllenme alınma, gücenme gönüm döndü midem bulandı gövermek yeşermek gövermek yeşermek, yeşil renk almak göynek 1. kadınların elbise altına giydiği üstlük, 2. erkeklerin giydiği uzun gecelik gözel güzel gözemek şişle yama yapmak gözer iri gözenekli kalbur gubarmak başkasına güvenip cesaret taslamak gubaşık karşılıklı iş yapmak, aynı evden kız alıp aynı eve kız vermek gudurasıcık (kudurmak) beddua gulak tözü kulağının arkası.kuzluk vakti.seher vakti. gumbar bumbar: büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kalın bağırsağı. gumbül patates gunnamak kedi, köpeğin doğurması gurba kurbağa gurklama kuluçkaya yatma gursak mide, karın gursana bi lokma girmedi (kursağına bir lokma girmedi) (insan için) hiç yemek yemedi, çok aç gurtlanmak kurt kaplamak gurum satma caka atmak, havalı olmak gusmuk istifra eden kişinin çıkardığı şey guş ekme madımak, kuş ekmeği guş lastiyi sapan, kuş lastiği guşluk sabahla öğle arası vakit gübür gübre gücü gurumak üzülmek gücük kısa, boyu kısa olan güdü parası çoban parası. güğüm yandan kulplu, boynu uzun, genellikle bakırdan su kabı güme üstü toprakla örtülü basit baraka gümleme patlama sesi gün ağdı güneş battı günülemek kıskanmak gürlek çağlayan, fışkırarak akan kaynak suyu güzine soba H habar atmamak konuşmamak,küsmek. hacet ihtiyaç, gereklilik Haçca Hatice hadi haydi hadindi (haydindi) çabuk olun, acele edin anlamında bir söz hakına 1-2 yaş arası yavrulu keçi hakırdama gülme, kahkaha atmamak için kendini zorlama hakırdamak kıkır kıkır gülmek Halibirem Halil İbrahim halka 1. çember, 2. köylerde yapılan simide benzer unlu mamul hamamcı olma düş azması hali hamamlık yatak odasında bulunan dolap gibi kapaklı yıkanma yeri hambar ambar, tahıl deposu hambara guymak ambara tahıl boşaltmak hamır işi hamurdan evlerde yapılan gıdalar hamır hamur hamlama kasların gevşekleşmesi, uzun süre kas gücü gerektiren iş yapmama hamsin erbainden sonra gelen, 31 Ocakta başlayan elli günlük kış dönemi hanertesi salı günü harar çoğu kıldan dokunmuş, büyük çuval harık sebze ekilen yolak harman sonu 1. harmandan arta kalan toprakla karışmış tahıl, (zaman) hasattan sonra hasitlik etme hasetlik etme, çekememezlik haşaş haşhaş haşindi şu anda hatıl kalın ve uzun çivi hatıl gibi çok soğuk havale 1. gönderi, 2. yüksek ateş havaleli gereğinden çok yüksek yüklenmiş havız hafız havız havuz havsala (mecaz) zihnin bir şeyi anlama ve kavrama yetisi hayal-meyal belli belirsiz, açık seçik olmayan hayat avlu, evin duvarla çevrili geniş girişi haybe boş, işe yaramaz, anlamsız iş haybeci işsiz güçsüz, bedavadan geçinen kimse hayda 1. hayvanları harekete geçirmek için kullanılan söz, 2. şaşkınlık belirten bir söz haydama çekip gitme, defolup gitme haydamak 1. defetmek, kovmak, 2. çifte koşulan hayvanları dehlemek hazetme hazzetme, hoşlanma, sevme heder olma karşılığını alamama, boşa gitme, ziyan olma hemşeri hemşehri, memleketli, (hey arkadaş şeklinde de kullanılır) her dayim her zaman herek ağaç üzerindeki üzüm asması hergele 1. binmeye veya yük taşımaya alıştırılmamış at veya eşek sürüsü, 2. terbiyesiz, görgüsüz kimse herif 1. güven vermeyen, aşağı görülen, bayağı kimse, 2. (halk ağzı) koca herkeş herkes hevle helva heybe at, eşek vb. binek hayvanlarının eyeri üzerine geçirilen veya omuzda taşınan, kilim veya halıdan yapılmış iki gözlü torba hık mık etme tereddüt gösterme, çekingen davranma hımpalama silkeleme, sarsma hınkırmak burnunu temizlemek, sümkürmek hıra küçük hırca küçük hırcacık küçücük hırlı 1. (olumlu) işinde doğru, uslu, iyi kimse, 2. (olumsuz)yaramaz, şımarık, kötü kimse hışdamamak ses çıkarmamak hışıldama rüzgarın ormanlık alanlarda çıkardığı ürperti veren ses hışırtı yaprakların veya çalıların birbirine sürtündüğünde çıkardığı ince ses hora geçe gadı çok işime yaradı, çok makbule geçti hora geçme beğenilme, hoşa gitme, makbule geçme, kendisine verilen kimsenin çok işine yarama horsunmak boş bulunmak, hafife alıp yanılmak horuz horoz humayın yumuşak bez hüngürdeme yüksek sesle ve hıçkırarak ağlama I ıbrık ibrik ıccak sıcak ıfak küçük ıkıl ıkıl soluk soluğa ıpıçcak sımsıcak ıradyo radyo ıramet rahmet, yağmur ırat rahat ıratsız rahatsız ırgalama ilgilendirme ırgatlık harman zamanı Irmazan Ramazan, ramazan ayı ırza rıza ısıtma (halk ağzı) sıtma ıska 1. isabet ettirememe, hedefi tutturamama, 2. ekime hazır küçük soğan ıslama (yerel ağız) soğan, kıyma, pirinçle hazırlanarak ekmek parçaları üzerine dökülerek yenen sulu yemek ıslatma 1. ıslak duruma getirme, 2. ( argo) dayak atma, 3. (argo) mutlu bir olayı yeme içme ile kutlama ışıma aydınlanma (hava ışıdı: hava aydınlandı) İ İbirem İbrahim içine dammak. sezinlemek. içirik gibi çok kirli. içirik yastık içine doldurulan çul, çabut içlenme 1. içli bitkilerde tanelenmek, iç tutmak, 2. (mecaz) kimseye belli etmeden bir şeyi kendine dert etme, duygulanma idare lambası içine gazyağı doldurulan ve ağzında fitili bulunan küçük aydınlatma aracı ifil ifil rüzgar ifıl ifil esiyor. ikircikli kuruntulu, tereddütlü, şüpheli ilayatcı ilahiyatçı ilazım lazım ileçber rençber ilen leğen ilikmeç atma ipi çözülmeyecek şekilde düğümleme ilimon limon ilistir kevgir, süzgü ilkin ilkönce ilkindi ikindi vakti ilkyaz ilkbahar iltimas haksız yere kanunlara uymaksızın kayırma, arka çıkma, göz yumma imanna bir sürü, çok imik boğaz İmin Emin İmine Emine imtan imtihan ince hastalık verem ince ya dikiş makinesi, silah vb yağlamakta kullanılan yağ ineter anahtar ineterci anahtarcı, çilingir ingin alçak yer inme felç inne iğne inneci iğneci, iğne vuran kişi, sağlıkçı ipek böce ipek böceği ipil ipil rüzgarın hafiften esmesi. ireçber rençper iresim resim irezil rezil, sefil iryat ürün, mahsul isan insan isdiram istirham (rica) İsmil İsmail istida verme dilekçe ile müracaat etme istifar istiğfar işkil şüphe işkillenme şüphelenme işkilli şüpheli, tereddütlü işlik gömlek işlim güşlüm başka işi bırakıp o işe zaman ayırmak itdirse itdirseği, arpacık iti çok tatlı itiyar ihtiyar itvaye itfaiye ivecikli aceleci ivil ivil eli işe yatkın ivinti dökülen tanelerin yerden toplanan kısmı ivitleme 1. tek tek taneleri toplama, 2. ayıklama iyce iyice; çok, neredeyse tamamen iycene iyicene; tam olarak, adamakıllı K kelek çıktı olmamış ham kavun. kelem lahana kerat cetveli çarpım cetveli kese kısa, kestirme kesene götürü, toptan iş keş kurutulmuş ayran topağı kırı eşek yavrusu, genç katır kikirdemek gevrek gevrek gülmek kirez kiraz kirkit çuval ve kilim dokurken kullanılan ağaçtan yapılma demir dişli aygıt kölü köylü kömüş manda, camız kösül kösül nefesi kesilmiş halde kösülmek takatsiz kalmak, yorulmak kösülmek yorulmak, nefes nefese kalmak kösüre taşı bıçak bilemeye yarar biley taşına benzer taş kösürelik kösüre taşlarının çok bulunduğu yer köv köy kupa bardak kübür gübre, hayvan pisliği kücü bez dokuma tezgahında gerili ipleri indirip çıkaran aygıt küllük çöp dökülen yer kümük basık, küçük burun künge toz, pislik. kür üzümü böğürtlen, tilki üzümü kür böğürtlen çalısı, dikenli çalı kürtün kar yığını kürümek kar temizlemek küskü yemek mecaz: dayak yemek küskü taşa veya duvara delik açmak için kullanılan uzun, ağır ve bir ucu sivri demir L labali laubali laf gavıtlamak lafı değiştirmeye uğraşmak laf satmak laf etmek, dedikodu etmek lakayıt lakayt lire lira M macır muhacir makana makarna makeme mahkeme malim olmak içine doğmak, hissetmek malim muallim Mamıt Mahmut mana bulmak ayıplamak mancar ilkbaharda çalılar arasında yetişen yabani pancar bitkisinin yapraklarına verilen ad mandız maltız, bir çeşit yuvarlak mangal mangır bozuk para mankafa kalın kafalı, geç anlayan mapisane mahpushane, hapishane mapise düşmek hapse girmek mapislik alma hapis cezası alma mapislik hapislik mara mağara marıl marul masıra masura masül mahsul matra matara mayasıl egzama mayıs yaş hayvan pisliği mayışmak uyuşuk olma maza mağaza mazlım uslu, uysal meccane bedava, ücretsiz, sudan ucuz mekdup mektup melmel bakma avanak avanak bakma. Memedeli Mehmet Ali Memet Mehmet memneket memleket meraba merhaba merdimen merdiven meremet merhamet mesayi mesai mesel satmak masal anlatmak mesel masal, uydurma hikaye meşaggat yoğun zorlu iş metameli hemen alınan, kırılgan metlemesine bir ağacın uçlarını 45 derece açı ile kesmek mevzek boşboğaz, ağzında bakla ıslanmaz meymenetsiz sevimsiz, gudümsüz mezba mezbaha, kesimevi mezer mezar mezerlik mezarlık meziro mezura: terzilikte ölçü almak için kullanılan, genellikle 1,5 m uzunluğunda bezden şerit metre mık hayvan nallamakta kullanılan kalın başlı çivi mıkdar muhtar mıkmak sıkmak, boğmak mındar mundar (etinin yenmesi haram hayvan) mırık ufak tefek mısmıl musmul (mundar olmadan (ölmeden) kesilen hayvan) mışamba muşamba mıymıntı yapışkan, hoşlanılmayan kimse mızıldak durmadan ağlayan, şikayet eden mineccim müneccim minemme galiba mintan gömlek. misevir misafir misir mısır miymenet meymenet: uğur mumbar et sucuğu mundar kesim yapılmadan ölen hayvan, kirli, pis musmul ölmeden kesilen hayvan mutaç muhtaç müzevir haber getirip-götüren, dedikodu yapan N nadim omak pişman olmak nalbır nalbur nalet lanet namazla seccade namıs namus namıssız namussuz namlu tırpanla biçilmiş buğdayların tarlada uzunlamasına toplanması napasa ne yaparsa ne gıballı neyin nesi nişannandı nişanlandı nişannı nişanlı nüzül inme nüzül felç O ocaklık köy evlerinde şömine benzeri, ekmek ve yemek pişirilen yer ocaklık ateş yakılan yer şömine okumak düğüne davet etmek okuncu düğüne davet edilen kişi olcak olacak oldu ocak oldu olacak olur omaz olur olmaz omalı olmalı ombeş onbeş omca eğri büğrü kesik ağaç gövdesi, omaca oyulganmak karıncalanmış gibi içten içe yanmak, kıvrılarak hareket etmek, yılanvari Ö öbül öbül gelmek gayretli, nefes nefese gelmek. öbüldemek emekler biçimde yürümek öcül öcül bakmak saf ve dikkatli bakış ( çocuklar için ) öküz arabası kağnı öle namazı öğle namazı öle yime öğle yemeği öle yime öyle yeme öle öyle örende bir, bir buçuk metreye yakın uzunlukta ucu çivili sopa, nodul, üvendire öretmen öğretmen ösürük öksürük ösüz öksüz öşertme 1. abartma, 2. çocuğun çişini altına sarılan bezin dışına kadar taşırması, çok çiş yapması öşertmek abartarak anlatmak ötürmek hayvanın ishal olma hali P palaz keklik yavrusu palazlanmak durumun iyileşmesi, gelişmek paleze paluze (nişastalı, şeker ve meyveli tatlı) pamık ya pamuk yağı pamık pamuk pazı bazlama yapmak için kesilen hamur topağı pekemek kapatmak engellemek peket paket pendir peynir peşgir havluya benzer bez dokuma pılıpırtı yatak-yorgan eşya. pırtı giyim eşyası pısmak sinmek, saklanmak pıtırtı çok hafif gürültü pıyır pıyır giyinmek çabuk çabuk giyinmek. pilit palamut, meşe palamudu pipiriklenme kuruntulu, vesveseli hale düşmek pirelenme şüphelenme pislaç toprak saç üstünde bazlamayı çevirmeye yarayan tahta kürek pontul pantolon porasa pırasa porum caka satma porum-porumcu palavra-palavracı poyra suyun aktığı yer pörtlek normalden büyük, acayip gözüken göz vb. pösteki yünlü, koyun-keçi derisi purç ağaçların üstünde asalak olarak yetişen ökse otu R ramet rahmet, yağmur rametli rahmetli S sa galısam sağ kalırsam san sahan, metal tabak saba sabah sabaliyin sabahleyin sabın sabun sabınnama sabunlama sabınnı sabunlu saccak sacayak, demirden üç ayaklı tencere altlığı sadeya tereyağ sadıç sağdıç Sadılla Sadullah sal cenaze taşımak için kullanılan dört kollu ağaç salamır salamur Sali Salih salma salmak imece iş için gelemeyenlerden toplanmak üzere belirlenen ücret salma 1. köy giderleri için toplanan para, 2. çocuk sallamaya yarayan tavana asılı bir çeşit beşik saman çuvalı gibi şişman ama güçsüz kişi. saman kafa aptal samıt dilsiz, kulağı duymayan samsak sarımsak sandale sandalye sapa tenha, ıssız sapıtma şaşırma satekar sahtekar satiyan ayakkabı veya semer yapımında kullanılan deri savınma savunma savır 1.savur, 2.sahur, 3.sağır savırgan savurgan savutturmak atıp fırlatmak saya ağıl sayip sahip sebet gibi olduğu yere çakılı gibi oturma, kalkmaya niyeti olmama sebet sepet seç harmandaki savrulmuş tahıl yığını sentildemek sendelemek sepba sehpa sergen evlerde tavanlara yakın raf sergi gibi çokluk içerir. sevte siftah seyitmek koşmak sıhat sıhhat sıhiyeci sıhhiyeci sınık içi boş kof sınmak yılmak, korkmak sırım gibi çevik atletik yapılı. sırtmaç sığır çobanı, sığırtmaç sıyıttırmak belli belirsiz değerek geçmek sibik köşe, kenar, uç sinirsek nemli, sert, kırılmaz sitil süt yoğurt konan bakır kap- bakraç sivtinmek kararsız halde dolaşmak, bitlenmiş gibi kaşınıp durmak siyil siğil siymek işemek soğukluk yemek sonrası veya sohbet sırasında yenen meyve soğulmak 1. hayvanların sütünün kesilmesi, 2. kaynak suyunun kesilmesi somutmak asık suratlı, somurtkan son kocası, bun kocası yararsız ikinci eş için söylenir sona sonra sonadan sonradan sovan soğan sovuk soğuk sovukgannı soğukkanlı söbe oval söle bakam söyle bakalım söleme söyleme sölenme söylenme söleşi söyleşi sölev söylev söve kapının tutunduğu kenar, kalın sopa söven ağaçtan yapılma uzun kazık söyletmelik zifaf gecesi gelini konuşturmak için güvey tarafından verilen hediye, sura sofra suyu saılmış suyu kesilmiş, kurumuş sübürge süpürge sülfile sürfile Sülüman Süleyman sümsük uyuşuk davranan, miskin, aptal, mıymıntı, sünepe, pısırık sumsuklama yumruklama sünet sünnet Ş şakgadak aniden şaplak tokat Şavgı Şevki şayak yün dokuma pantolon kumaşı şayit şahit, tanık şerli şehirli şemşiye şemsiye şennik şenlik şeriyat şeriat Şevget Şevket şibit normal yufkadan biraz daha kalın mayasız yufka ekmeği şinci şimdi şinciye gada şimdiye kadar şipdek şıp diye şirden işkembenin peynir mayası olarak kullanılan bölümü şişek bir yaşından büyük dişi koyuna verilen ad şöför şoför şöför malli şoför mahalli şöret şöhret şöle şöyle şöle böle şöyle böyle T tafra sinir takaza eziyet talaz kasırga, fırtına tanış tanıdık taret taharet tapı tapu tarna tarhana tasil tahsil tasildar tahsildar taşlık 1. taş ocağı, 2. çok taşlı yer, 3. kanatlı hayvanlarda kursak tatalı köy mezarlık taütlü taahhütlü tavlı şişman, semiz tavsımak hiddeti azalmak tebelleş olmak sırnaşmak, askıntı olmak, rahatsız etmek tedik hızlı, acale et tekeye gelmek keçinin çiftleşme arzusu göstermesi. tellik terlik temek küçük ahır penceresi terevi namazı teravih namazı terezi terazi teris terhis teris oma terhis olma teröris terörist tesbik tespih tevek kabak bitkisinin dalları Tevik Tevfik teyet teğet teymen teğmen teze taze tınaz savrulmaya hazır saman yığını tıpa tapa tır tır olmak ishal olmak tille semere açık uçlarından bağlı, yükü alttan kavrayan U şeklinde ip düzeneği. tiyare tayyare, uçak tokaç ağaçtan yapılan, çamaşır yıkamakta kullanılan araç toklu bir yaşından büyük erkek koyuna verilen ad tombalak yuvarlak tonç ekili arazide toprak yükseklik torba 1. küçük çuval, 2. omuzda taşınan, içine öteberi koymaya yarayan, kilim veya halıdan yapılmış tek gözlü heybe tosba kaplumbağa tovuk tavuk tozak rüzgarla yağan kar esintisi töbele osun töğbeler olsun tulu dolu tumba pancar turşumak yüzünü ekşitmek tülü küçük şeftali tülümek kesilmiş tavuğun tüylerini yolmak, tütsülemek tüsüleme tütsüleme U ugada o kadar uğra, unra ekmek yapılırken kullanılan birazcık un una ona (üçüncü tekil şahıslardan bahsederken) unaçca bir güzelce, iyice, ürkütmeden urba elbise urgan hayvanların başını bağlama için kullanılan kalın ip urup 3 kg.lık buğday ölçeği usda usta uvakıt o zaman, o vakit uyuntu mız mız uyvaşık uyvaşık yürümek gönülsüz yürümek uzunnuk uzunluk Ü üleşmek paylaşmak ümük gırtlak, boyun ünnemek ünlemek, seslenmek, çağırmak ünnü ünlü ürüsger rüzgâr Ürüstem Rüstem ürüşvet rüşvet ürütbe rütbe ürüya rüya üsdünnük üstünlük üslük üstlük üset derhal, hemen şimdi, o saat Üsün Hüseyin üsteymen üsteğmen üşengeç bir işi yapmak istemeyen ütülmek oyunda yenilmek, kumarda kaybetmek üve üvey V va var variyetli zengin vatı gedi vakti geldi vediği verdiği velveleye vermek ortalığı ayağa kaldırmak vemeden vermeden verecemiz vereceğimiz verese 1.veresiye, 2. veraset vıdı vıdı etmek gevezelik etmek. vıyaklamak canı yanmış gibi ses çıkararak gitmek
Y yanış yanlış yaba saman küreği yadannık haşhaş yağı çıkarılan pres, haşhaşhane yalık havluya benzer elbezi, mendil Yakıp Yakup yal gibi tatsız tuzsuz. yal hayvanları pişirelerek verilen yem yalak hayvanların sulandığı su oluğu yalamık çam ağacının kabuğuyla gövdesi arasındaki, yenebilen, tatlı ve sıvı madde yalap diye gelmek çok çabuk gelmek. yalap yalap parıl parıl,ışıl ışıl. yalaz soğuk veya yağmurun bir an gelip geçmesi yalıngı alev sıcaklığı, alaz yamık yamuk yamır yağmur yampiri eğri büğrü yürüyen yamru yumru eğri büğrü yanış yanlış yapcak yapacak yaranmak sempatisini kazanmak yarenlik etmek ahbapça, dostça konuşmak, sohbet etmek yarım yarsı 6 kg.lık buğday ölçeği yarımna 12 kg.lık buğday ölçeği yarsımak özenmek yarsıtmak heveslendirmek yası yatsı vakti, harmana toplanan ekin saplarının dövenle dövülmesi sonucu yığının sıklaşıp düzelmesi yaslaç ekmek yapılırken kullanılan yassı ağaç yaslı yassı yasılmak yassı duruma gelmek yavaçca yavaşça yavı ahmak, akılsız, sersem, şaşkın, münasebetsiz, tuhaf yavrı yavru yavıklı yavuklu, sözlü Yaya Yahya yaymak hayvan otlatmak yedmek bir hayvanı çekerek götürmek yelbir yelbir gezmek aylak aylak gezmek. yellenmek gaz çıkarmak, osurmak yemiş incir yence hafif yencecik 1-hafif, 2-basit davranış içinde olmak yepisyeni yepyeni yermek kötülemek yetmek giden birisinin arkasından yetişmek yetti gari yeter artık yımırta yumurta yimbeş yirmibeş yimen yemem yonga kesilen, yontulan ve rendelenen odundan çıkan parçacıklar yosa yoksa yoz davar erkek ve kısırlardan oluşan davar sürüsü. yuka malle yukarı mahalle yuka 1. yufka, 2. ince (giysi için) yukacık incecik (giysi için), hafif yumak 1-yıkamak 2-ip topağı yumuk kısık gözlü yumuşmak üşüşmek yunmak yıkanmak yuntu suyu bulaşık suyu yüklü hamile yüklük yatak, yorgan konan gömme dolaba benzer yer yülümek traş etmek, tüylerini yolmak yüsük yüzük, yüksük Z zaldır zuldur gezmek amaçsız gezmek zamannı zamansız zamanlı zamansız zamet zahmet zangır saf, enayi, gelişigüzel konuşan zati zaten zebil çok, bol, bedava zebze sebze zemheri kara kış zencir zincir zerdeli kayısı zerdemik dolu ile karışık ilkbahar yağmuru zerzevat sebze zevle boyunduruk yan çıtası zevzek ne dediğini bilmez zıbarmak yatmak, uyumak zıddına zıddına gitmek inatlaşmak. zıngıldak sallantılı zıngıldama yerinden hareket etme, dişin sallanmaya başlaması zırıncamak ısrar etmek zırtalmak küstahça karşı gelmek zırzop düşüncesiz, duyarsız zibidi yersiz davranışları olan kimse zibil gibi çokluk içerir. zifiri karanlık kapkaranlık zilif zülüf zirat ziraat zoba soba zonklamak vücudun bir yerinin nabız atışı gibi, kesik kesik ağrıması zümbül sümbül
Bu çalışmamı sevgili (rahmetli) babam Ahmet Sarmaz’a atfediyorum. Çalışmamda katkıları olan annem Güler Sarmaz’a, Kardeşim Nizamettin Sarmaz’a, yeğenim Sunay Sarmaz’a, kayın validem Sevim Yener’e, arkadaşım Fehmi Akdere’ye ve annesi Münevver Akdere’ye teşekkürlerimi bir borç bilirim. Genişletilmiş ikinci çalışmamı ise Türk Dil Kurumu İmla Kılavuzu’nu tarayarak gerçekleştirdim. Tüm Türk Dil Kurumu çalışanlarına bu vesile ile saygılarımı sunuyorum. Bu çalışmamı www.nallihantutkusu.com sitesinde yayınlamama ve siz değerli hemşehrilerime ulaştırmama izin veren site yöneticilerinden Sayın Seyfettin Uysal’a ve şahsında tüm site çalışanlarına da sonsuz teşekkürler. Nallıhan için bir şeyler yapabildiysem bunun mutluluğu bana yeter. Uzun yıllar Nallıhan’dan kopuk yaşamam, ancak senede 10-15 gün gibi Nallıhan’da bulunmam sebebiyle bazı ağız örnekleri, sözcük ve sözcük öbeklerine yer vermemiş olabilirim. Bu konuda affınıza sığınıyorum. Saygılarımla. Mehmet Sarmaz |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|